41 Yıl önce ortaya çıkan AIDS'e Dünyada 78 milyon kişi yakalandı

41 Yıl önce ortaya çıkan AIDS'e Dünyada 78 milyon kişi yakalandı

Dünyada ilk kez görülmesinin üzerinden 41 yıl geçen AİDS, artık kronik bir hastalık  olarak kabul ediliyor. 

A+A-

AİDS artık ''kronik hastalık''

Erken tanı ve tedavi, HIV ile yaşayan kişilerin normal yaşam süresinde, kaliteli  yaşam sürmesini sağlarken, toplum sağlığı bakımından önemli.

Dünyada ilk kez görülmesinin üzerinden 41 yıl geçen AİDS, artık kronik bir hastalık  olarak kabul ediliyor. 

Türkiye genelinde çeşitli hastane ve tıp fakültelerinin “Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı Bölümleri”nde görev alan doktorlar, 1 Aralık Dünya AIDS Günü nedeniyle ortak  basın bildirisi yayınladı.

HIV enfeksiyonunun geçen yüzyılda başlayan bu yüzyılda devam eden pandemi olduğu, hastalığın ortaya çıktığı 1980 yılından bugüne 41 yıl geçtiği belirtilerek, dünyada yaklaşık 78 milyon kişinin hastalandığı ve bunların 38 milyonunun ölümüne neden olduğu ifade edildi.

Her yıl yaklaşık 1,5 milyona yakın kişiye virüsün bulaştığı ve yılda 700 bine yakın kişinin ölümüne neden olduğu,  halen 40 milyona yakın insanın  HIV ile enfekte olduğu kaydedildi. 

''Yaşam süreleri kendi yaş grubundakiler kadar...''

Tedavideki gelişmeler sonucunda HIV/AIDS'in kontrol edilebilir noktaya geldiğine işaret edilerek, şu bilgilere yer verildi:

''HIV ile yaşayanlarda yaşam süresi kendi yaş grubundakiler kadardır.  AİDS,  artık kronik bir hastalıktır. 

Özellikle son 10 yılda tedavideki önemli gelişmeler ve HIV’in yayılımını önleme çabaları ile yeni HIV ile yaşayan kişilerin sayısı dünya genelinde hızla azalmakta iken ülkemizin de içinde bulunduğu Doğu Avrupa ve Orta Asya bölgelerinde halen artış sürmektedir.

Son 2 yılda yeni olgu sayılarında bir miktar azalma gözlense de bunun gerçekçi olmadığı daha çok COVID pandemisi nedeniyle kişilerin test yaptırmak için sağlık kuruluşlarına başvurmaktan çekinmeleri ve azalan tarama testleri ile ilişkili olabileceği düşünülmektedir.

HIV esas olarak üç yolla bulaşmaktadır; cinsel temas, kan ve kan ürünleriyle, anneden bebeğe... 

HIV enfeksiyonu erken, orta ve ileri dönem olarak ayrılıyor. Erken dönem virüsle temastan yaklaşık 2-8 hafta sonra gelişir. Erken tanı ve tedavi ile hastalık ileri evreye ilerlemez. Bu nedenle risk grubunda olan kişiler test yaptırmalıdır. Erken tanı ve tedavi, HIV ile yaşayan kişilerin normal yaşam süresinde, kaliteli  yaşam sürmesini sağlarken, toplum sağlığı bakımından da son derece önemlidir.

HIV kontrol altına alınabilir

Tedavi ile kanında virüs saptanmayan kişilerin virüsü bulaştırmıyor olması hastalığın yayılımının önlenmesindeki en önemli basamaktır. Bu nedenle farkındalığın artırılması, kişilerin test yaptırmaya teşvik edilmesi, erken tanı ve tedavisi ile HIV epidemisini sonlandırmak mümkün olacaktır.

HIV enfeksiyonu tedavisine antiretroviral tedavi (ART) adı verilir. Günümüzde, tedavideki gelişmeler ile HIV kontrol altına alınabilir. Aslında HIV ile yaşamak, diyabet ya da hipertansiyon gibi diğer kronik hastalıklarla yaşamaya benzemektedir. Tedavi her gün alınan ilaçlar ile ömür boyu devam etmektedir. HIV ile yaşayan herkese, mümkün olan en kısa sürede antiretroviral tedavi önerilir. ART alan kişiler, saptanamayan viral yükü sürdürdüklerinde cinsel yol ile HIV bulaştırmazlar. 

ART, HIV epidemisinin sonlandırılması için  önemli

Korunmadaki en temel yaklaşım ise riskli cinsel davranışlardan kaçınmak olmalıdır. Riskli cinsel davranışları olan ve damar içi madde kullanıcıları gibi yüksek riske sahip olan anahtar grupların hastalık açısından test edilerek erken tanı ve tedaviye ulaşmalarının sağlanması çok önemlidir. UNAIDS (Birleşmiş Milletler HIV/AIDS Programı) ve CDC (ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi)’nin güncel HIV/AIDS önleme stratejileri ve hedefleri arasında önemli yer bulan bu konu, aynı zamanda ülkemizin HIV/AIDS kontrol önleme programının da temel taşıdır.

Bariyer önlemlere uyu,  korunmada hayati öneme sahiptir. Ancak dünyanın birçok ülkesinde olduğu gibi ülkemizde de bu önlemlere uyum oranlarının istenilenin çok altında olduğunu bilmekteyiz. Bariyer önlemlere uyumsuz olan veya antiretroviral tedaviye uyumsuz eşe sahip olan kişiler gibi bazı risk gruplarında daha üst düzeyde korunma sağlayabilmek amacıyla “temas öncesi proflaksi (TÖP)” kavramı artık gündemdedir. TÖP olarak bilinen koruyucu antiviral kullanımı ilk defa 2012 Temmuz’da CDC tarafından resmen önerilmiştir. Bu öneri sonrasında 2015 yılında Dünya Sağlık Örgütü tarafından da büyük oranda kabul görmüş ve deklare edilmiştir. Bu amaçla kullanımı önerilen antiviral ilaç, korunma endikasyonuyla Sağlık Bakanlığı onayıyla ilk olarak ülkemize 2021 yılında ilgili firma tarafından sunulmuştur. 

Diğer korunma yöntemleriyle birlikte kullanıldığında kişiye hastalık geçişini yüzde 90 ve üzerindeki oranlarda önleyebildiği bilinmektedir. Bunun dışında özelikle sağlık uygulamaları başta olmak üzere virüsü taşıyan veya taşıdığına dair yüksek risklerin söz konusu olduğu kişi veya kaynaktan olan kazai yaralanmalarda “temas sonrası proflaksi (TSP)” diye bilinen ve mevcut antiviral ilaçlarla yapılan koruyucu yaklaşım da söz konusudur.

Riskli davranışlardan kaçınmak, risk alındıysa eş ile birlikte test yaptırmak, bariyer önlemlere uymak ve doktorunuza danışmak çok önemlidir.''

Önceki ve Sonraki Haberler