1. HABERLER

  2. EKONOMİ

  3. Göçle beraber İzmir'in genetiği değişiyor
Göçle beraber İzmir'in genetiği değişiyor

Göçle beraber İzmir'in genetiği değişiyor

Kentsel Dönüşüm Zirvesi'nde konuşan İzmir Gelişim Vakfı (İGV) Başkanı Şener Bayyurt, İstanbul'dan İzmir'e doğru olan göçün doğru yönetilmesi halinde bunun fırsata çevrilebileceğini söyledi.

A+A-

Kentsel Dönüşüm Zirvesi'nde konuşan İzmir Gelişim Vakfı (İGV) Başkanı Şener Bayyurt, İstanbul'dan İzmir'e doğru olan göçün doğru yönetilmesi halinde bunun fırsata çevrilebileceğini söyledi. Bayyurt, “Ancak göçü doğru yönetemezsek o zaman kriz kapımızda” dedi. Bayyurt, İzmir'in çok acil şekilde göç yönetim modeli oluşturması gerektiğini söyledi.

Bayyurt Şirketler Topluluğu bünyesindeki yapı ve dekorasyon merkezi Decozone sponsorluğunda İzmir Mimarlık Merkezi'nde düzenlenen 11. Kentsel Dönüşüm Zirvesi’nin son oturumunda İzmir'in son dönemde aldığı yoğun göç masaya yatırıldı. Forum İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı Haluk Sur yönetimindeki oturumda konuşan İGV Başkanı Şener Bayyurt, sadece geçen yıl İzmir'e 26 bin kişinin göç ettiğini, bunlardan 18 bininin ise İstanbul'dan geldiğini hatırlattı.

TAŞRA GÖÇÜ
Son dönemde İzmir'e olan bu göç akınının, eski göçlerden çok farklı olduğuna dikkat çeken Bayyurt, “Geçmişte göç taşradan büyükşehireydi. Taşra göçü, çaresizlik sonucu oluşmuştu. Gelenlerin maddi imkanları kısıtlıydı. Köprüleri yakarak, sırtlarında yataklarıyla geliyorlardı. İzmir'den tekrar memleketine geri dönmeleri mümkün değildi. Burada fedakarlığa hazırdılar. Bu kitlenin hayat pahalılığına karşı duyarlılığı vardı ve iş, eğitim, barınma temel konularıydı” dedi.

GÖÇTE İKİNCİ DALGA
Göçle birlikte bu temel konulara yönelik talebin hızla arttığını, konut ihtiyacının giderek yükseldiğini ve bu durumun da rant sağlamak isteyen tarafların iştahını kabarttığını dile getiren Bayyurt, sürecin yönetilememesi nedeniyle de kentte sosyal, kültürel fiziki hasarlar oluştuğunu söyledi. Gelinen noktada kentsel dönüşümün bir ihtiyaç ve zorunluluk olarak ortaya çıktığını ifade eden Bayyurt, bu süreçte İzmir'in ikinci göç dalgasıyla karşı karşıya olduğunu vurguladı. Şener Bayyurt, bu göçün de İstanbul kaynaklı olduğunu belirtti.

İSTANBUL GÖÇÜ
Taşra göçünün çaresizlik, iş, eğitim ve barınma kaynaklı olmasına karşın İstanbul göçünün bunlarla hiçbir ilgisi olmadığını ifade eden Bayyurt, “Bu göç, taşra göçü gibi değil, köprüleri yakmadan geliyorlar. Gelenler şehirde kök salmıyor. Kök salmaları için işlerini de İzmir'e taşımaları gerekir. İstanbul’dan gelen göç, yerelle aynı düşünmüyor, sanayiye, betonlaşmaya, trafiğe, apartmanlara karşı. Bir ayakları toprağa değsin istiyorlar. Oturdukları yer şehre de hava alanına da yakın olsun diyorlar. İstanbul göçünün maddi sorunu yok. Evini alabilecek şekilde sermayesiyle geliyor, ayrıca gayrimenkul yatırımına da meyilli. ‘Arsa alırsam değerlenir para kazanırım’ diye bakıyor. Böylece arsalar da gerçekçi olmayan fiyatlarla el değiştiriyor. Bu da gerçek yatırımcıları etkiliyor” dedi.

İZMİR'İN GENETİĞİ DEĞİŞİYOR
İstanbul göçünün nitelikli olduğunu söyleyen Bayyurt, “Biz İzmir’de nispeten kolektif yaşam içinde yaşıyoruz. Mahalle hayatımız hala var. İstanbul’da ise kalabalıkta yalnız ve bireysel bir yaşam var. Mahalle yaşamı kültürel ve sosyal çatışmaya açık sahalardır. Eğer göç edenler, şehirle kültür çatışması yaşarsa şehrin de genetiği değişmeye başlıyor, bu çatışmaların işaretlerini de her gün duyuyoruz. ‘Geldiler, fiyatlar yükseldi, lokantalarda bile farklı davranıyorlar’ gibi serzenişler başladı” diye konuştu.

"FIRSATA ÇEVİRELİM"
İzmir’in göçün etkilerinden olumlu yönde etkilenmesi için hazırlık yapması gerektiğini ve göçü fırsata çevirmesi gerektiğini söyleyen Bayyurt, “Göç, tüm bu bilgiler ışığında hem fırsat hem tehdit. Göçün çok iyi yönetilmesi lazım. Her gelen misafire ihtiyacımız var. Onların sosyal, kültürel, fiziksel farklılıklarıyla ilgili çözümler yaratmalıyız. Bu iş, 'merkezi yönetim” ile çözülmez. Çünkü her göç şehirden şehre coğrafyadan coğrafyaya farklı özellikler sergiliyor. İzmir'in bu konuda özel çözümler üretmesi gerekiyor. Biz göçü yönetirken proaktif olmalıyız. Gelecek planlarını hazırlamamız gerekiyor. Hem göçenin hem İzmirlinin beklentilerini karşılamamız gerekiyor. Çatışmayı engellememiz gerekiyor. Kentleri tasarlarken insanların neler isteyeceklerini dikkate alarak bir daha kentsel dönüşüme ihtiyaç olmasın diye farklı tasarımlar yaratmalıyız” dedi.