1. HABERLER

  2. YAŞAM

  3. Kalp sağlığımız, ruh sağlığımızı da koruyor
Kalp sağlığımız, ruh sağlığımızı da koruyor

Kalp sağlığımız, ruh sağlığımızı da koruyor

Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Cerrahi Tıp Bilimleri Bölümü Kalp ve Damar Cerrahisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tahir Yağdı, 9-15 Nisan Dünya Kalp Sağlığı Haftası ile ilgili önemli açıklamalarda bulundu.

A+A-

Kalp sağlığını korumak için aslında ilk önce vücudun korunmasının amaçlanması gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Yağdı, “Sadece bir organa hedeflenmenin çok doğru olduğunu düşünmüyorum. Kalp sağlığına yönelik alacağımız önlemler bizim aynı zamanda böbreklerimizi, akciğerlerimizi, karaciğerimizi ve ruh sağlığımızı da koruyacaktır.” diye konuştu.

Birçok bağımlılığın kalbe ve diğer organlara zarar verdiğinin altını çizen Prof. Dr. Yağdı, “Örneğin; sigara içmeyin diyoruz. Sigara sadece kalp sağlığını korumak için değil pek çok kanser türünün önlenmesi için bırakılması gereken bir maddedir. Kadınlarda ve erkeklerde pek çok fiziksel rahatsızlığın yanında psikolojik rahatsızlıklarda oluşturabiliyor. Kalbimizi korumak için öncelikle pozitif düşüneceğiz ve stresten uzak kalacağız, her şeyden önemlisi de planlı ve programlı olacağız. Hep bir şeylere yetişmek için acele eden, koşan ama hep bir şeyleri kaçıran, plansız programsız bir hayat tarzınız olursa sürekli stres kat sayınız yüksek olacaktır, öncelikle bunu gözden geçirmemiz lazım” dedi.

Tedavi edici hekimlikten öncesi koruyucu hekimliğin önemini vurgulayan Prof. Dr. Yağdı, “Koruyucu hekimlik, bireyin doğduğu günden itibaren başlamaktadır. Örneğin; hamile kadınlara sigara içiyorsanız içmeyin, alkol alıyorsanız almayın veya bilinçsiz ilaç kullanıp çocuğu tehlikeye atmayın diyoruz” diye konuştu.

“Kalp hastalıklarının önlenmesi sadece doktorlara bağlı değil”

Kalp sağlığı için belirli bir efor sarf etmenin önemini vurgulayan Prof. Dr. Yağdı, “Bu eforu sadece stres anlamında algılamamalı yani kilonuzu kontrol etmeniz gerekiyor, kalorinizi iyi hesaplamanız gerekiyor, dengeli beslenmeniz gerekiyor ve bu beslenmeyi yağlı ve karbonhidratlı besinler üzerine kurmamanız gerekiyor” dedi.

Kalp hastalığının önlenmesin sadece doktorlara bağlı olmadığının altını çizen Prof. Dr. Yağdı, “İlk başta insanın kendine inanması ve kalp sağlığını korumak için elinden geleni yapıp belirli aralıklarla kontrollerine devam etmesi gereklidir. Şeker; hipertansiyon; yüksek lipid düzeyleri, obesite gibi risk faktörlerinin azaltılması, besinlerin gereken miktar ve oranlarda alınması, düzenli egzersiz yapılması, çalışılması gereken zamanlarda çalışılması, uyulması gereken zamanlarda uyunması gibi küçük detaylar birleşerek büyük resimde daha güzel ve sağlıklı bir dünyada yaşamamızı sağlayacaktır. İşte bu nedenle Kalp Sağlığı Haftası kalbimizin ne kadar önemli olduğunu hatırlatma konusunda önemli bir fırsattır” dedi.

Çocuğun gelişimini ve sağlıklı büyümesini, yaşıtlarıyla aynı fizik aktivelerde bulunmasını engelleyen kalp hastalıklarının bir kısmının doğum öncesi kontrollerde, bir kısmının doğumdan sonra, bazen de çocuğun gelişim sürecinde ebeveynleri tarafından fark edildiğini söyleyen Prof. Dr. Yağdı, “Erişkinlerde en sık görülen kalp hastalıkları özellikle koroner arter dediğimiz kalbi besleyen atardamarlardaki daralmalar veya tıkanıklıklarla buna bağlı olarak kalp krizi ya da kalp yetmezliğinin gerçekleşmesidir. Halk arasında damar sertleşmesi ya da kireçlenmesi dediğimiz durum aslında sadece kalpteki değil, bütün organlardaki damarları etkilemekte ama kalpteki etkilenimin sonuçları daha kritik rahatsızlıklara yol açmaktadır.

“Kalp sağlığında genetik faktör önemli”

Kalple ilgili problem ve rahatsızlıkları sınıflandıran Prof. Dr. Tahir Yağdı, “Kalp hastalıları iki türlüdür; doğuştan gelen kalp hastalıkları ve sonradan yaşam sürecinde maruz kaldığımız hastalıklar. Doğuştan gelen hastalıklar genelde doğumla veya çocukluk döneminde kendini gösteren rahatsızlıklardır. Bunlar çoğunlukla halk arasında kalbinde delik var diye ifade edilen durumlardır. Kalp odacıkları arasında olması gereken duvarın olmaması, temiz kan olarak nitelendirilen oksijenli kan ile kirli kan olarak nitelendirilen oksijeni az kanın bu duvarlar ve odacıklar arasındaki geçiş problemleridir” diye konuştu.

Damar tıkanıklığının halk arasında genel olarak damar sertliği olarak adlandırıldığını söyleyen Prof. Dr. Yağdı, “Hastalığın sebebi fazla kilo, cinsiyet, yaş, şeker, tansiyon, kolesterol, stres ve sigara gibi etkenlerdir. Ayrıca genetik faktörde çok önemli. Yani sizin ailenizde kuşak öncelerinde böyle bir rahatsızlık varsa sizin genetiğinizde de kalp hastalığına yatkınlık olabilir” dedi.

Son olarak kalp hastalıklarının belirtilerinden bahseden Prof. Dr. Yağdı, “Kalp damalarında tıkanma olduğu zaman göğüs ağrısı, göğüste baskı hissi şeklinde hissedilebiliyor ve bunların dışında merdivende yürüyünce, soğuğa maruz kalınca ya da stres anında ortaya çıkabiliyor. Benzeri şekilde nefes darlığı, aldığı havanın yetmemesi, soluk alıp vermekte güçlük çekmesi, vücutta sıvı toplanması, ödem oluşması, kilo artışı, bacaklarda ve sırtta ödemle birlikte oluşan şişlikler, sırt üstü yatamamak ve aşırı yorgunluk hissi gibi durumlar kalp hastalıklarının belirtileri arasındadır” dedi.