MHP Genel Başkanı Bahçeli gündemdeki konuları değerlendirdi

MHP Genel Başkanı Bahçeli gündemdeki konuları değerlendirdi

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, yeni yasama yılının ilk grup toplantısında gündeme ilişkin konularda değerlendirmelerde bulundu. 

A+A-

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında konuştu

Bahçeli, TBMM’nin bu yeni yasama yılında ''Cumhur İttifakı olarak Türkiye’ye kazandıracakları pek çok yasal düzenlemeyle huzur, refah ve esenlik sağlayacak sayıda adım ve kararıları olacağını'' söyledi. 

''Dünya, eski teorik şemaları sallayan yeni düşünsel keşiflerin, köklü zihniyet değişimlerini tetikleyen güçlü sarsıntıların tesiri altındadır'' diyen Bahçeli, bilim ve teknolojide atılan adımların dünyayı küçülttüğünü, ancak ortaya çıkan yeni sorunların da ağırlığının günden güne arttığını kaydetti. 

2020 yılında küresel ölçekteki şiddet ve silahlı çatışmaların maliyeti 15 trilyon dolara ulaştığını belirten Bahçeli, ''Kanlı çatışmalara giden büyük parasal meblağlar açlık ve yoksullukla mücadeleye ayrılsaydı dünya daha huzurlu, daha adil, daha güvenli, daha yaşanabilir hale gelebilirdi'' diye konuştu. 

Bahçeli, ''Birleşmiş Milletler, beş ülkenin tekeline girerek onların baskı ve dayatma dozajı yüksek yayılmacı politikalarına kılıf hazırlamakla meşguldür. Bir bakıma dünya düzeni, kontrollü istilaların, kumandalı istikrarsızlıkların güdümündedir. Adaletsizlik ve eşitsizlik korkunç seviyelerdedir'' dedi. 

''Dirayetli siyaset''

''Türkiye’nin haklarını savunabilme dinamizmine sahip olduğunu'' anlatan Bahçeli, ''Bu bir denge siyaseti değil, dirayetli siyaset numunesidir'' dedi. 

Soçi zirvesinin ''verimli ve yararlı neticelere kapı araladığının gün gibi aşikar olduğunu'' söyleyen Bahçeli, şöyle konuştu:

''Soçi zirvesi Türkiye ile Rusya arasındaki netameli konuların en azından yumuşama ümitlerini ve mevcut statükoyu canlı tutmuştur. Rusya’yla işbirliği alanlarının uçak motorları, savaş uçakları, uzay çalışmaları, gemi ve denizaltı yapımı hedeflerini kapsayacak şekilde genişleyecek olması her iki ülkenin de çıkarına uygundur.

Sayın Cumhurbaşkanımızın ifade ettiği gibi, Suriye’de kalıcı, nihai ve sürdürülebilir bir çözüm bulma vakti gelmiştir. Ülkemizde misafir bulunan Suriyeli sığınmacıların evlerine ve yurtlarına güvenle dönebilmeleri, İdlib merkezli yeni bir göç dalgasının sınırlarımıza yığılmasına mani olabilmek için bahse konu çözüm ikliminin gerçekçi bir şekilde yeşermesi şarttır.

Türkiye, ikinci Afganistan olarak tarif ve teşhir edilen İdlib’de, radikal unsurların ayrıştırma sürecini iki yıl önce başlatmıştır.

Rusya Dışişleri Bakanı’nın ve Kremlin sözcüsünün farklı tarihlerde Türkiye’nin taahhütlerine uymadığını iddia etmesi gerçek dışıdır, üstelik saptırmadır. Sayın Cumhurbaşkanımızla Putin arasındaki görüşme öncesinde, iç ve dış nifak kazanı kaynatılmış, Türkiye’nin İdlib’de ödünler vererek muhtemel bir anlaşmaya hazır olduğu ifade edilmiştir.

Fakat Soçi Zirvesi İdlib’in çok ötesine geçerek bütüncül bir perspektife bürünmüş, Türkiye ile Rusya arasındaki işbirliği imkanları derinlemesine ele alınmış ve karşılıklı anlayış ön plana çıkmıştır. Kaldı ki, Suriye konusu kağıda dökülmüş, taraflarca üzerinde mutabakat sağlanmış bir konumdadır.''

Bahçeli, Soçi görüşmesinin ''İdlib, 5 Mart mutabakatı ve Rusya ile PKK/PYD'nin ilişkisi'' olmak üzere üç başlıkta geliştiğini kaydetti.          

Rusya’nın bu yıl içinde İdlib merkezli gerçekleştirdiği operasyonların dörtte üçünün Ağustos ayının ikinci yarısıyla Eylül ayının son haftasını kapsadığını anlatan Bahçeli, M-4 karayolunun güvenliğini sağlamaya yönelik Suriye-Rusya operasyonunu İdlib'teki insanların Türkiye'ye kaçmalarına neden olacağını söyledi.

''Hesabı yalnızca millete veririz''

Türkiye'nin Suriye konusundaki mutabakatları bağlı olduğunu anlatan Bahçeli, S-400 konusundaki ''tavizsiz tutumun'' da herkese ilan edildiğini kaydetti.  Bahçeli, şöyle konuştu:

''Malumunuz olduğu gibi, ABD yönetimi ise Rusya’dan silah ve askeri malzeme alan ülkelere muhtelif yaptırımları devreye sokmaktadır. Bunlardan birisi olan 'Amerika’nın hasımlarına yaptırımlar yoluyla karşı koyma yasası' Türkiye’yi de içeriğine almıştır.

Amerika yaptırım kartını masaya çıkardı diye devletimizin egemen vasfından vazgeçeceğimizi bekleyenler, bunu dileyenler, aldığımız füze ve hava savunma sistemini depolarda çürümeye terk edilmesini tavsiye edenler ya işbirlikçi mahluklar ya da iradesiz mankurtlardır.

Türkiye olarak neyi alacağımızın, ne zaman alacağımızın, nasıl alacağımızın, hangi vasıtaları kullanacağımızın ihtiyaç duyulan hesabını yalnızca büyük Türk milletine vereceğimizi herkesin bilmesinde yarar vardır. Palavracı tiplerin, histerik kişiliklerin, patolojik siyasi zihniyetlerin ne dediğinin, ne söylediğinin, neyi önerdiğinin hiçbir ehemmiyeti yoktur.

ABD yönetimi yeni yaptırımlarla bizi tehdit ediyormuş. Varsın etsinler, nasıl olsa alıştık, yaptırım var diye Türkiye Cumhuriyeti’nin şeref ve haysiyetini hiç kimseye çiğnettirmeyiz, hiç kimseye de böylesi bir teşebbüs şansını vermeyiz.

Yağlı kuyruk gördüler mi ağızlarının suyu akan içimizdeki emperyalist kalıntıların Türkiye’de hatırı sayılamaz, hükmü geçemez.''

''Bu kadar mı korkuyorlar bizden''

ABD Temsilciler Meclisi'nde Ülkü Ocakları'na dair öneriye de değinen Bahçeli, şunları kaydetti:

''Yine bazı Avrupa ülkelerine benzer şekilde Milliyetçi-Ülkücü Hareket açıkça, adice hedef alınmıştır. Bu konuda söyleyeceğim sözler saatler boyunca konuşsam yine bitmez. 9 Ekim 2021 Cumartesi günü, Türk Gençlik Kurultayı’na teşrif edecek kardeşlerim hep bir ağızdan elbet gerekli cevabı vakar ve asaletleriyle vereceklerdir. Ancak anlamadığım şudur; bu kadar mı korkuyorlar bizden? Bu kadar mı kabuslar görüyorlar Ülkücülerin varlığından? Bu denli mi ürküyorlar cesaretimizden?''

Kendisinin ''Ülkü Ocakları’nda yetişmekten iftihar eden bir Genel Başkan'' olduğunu anlatan Bahçeli, bundan her zaman ''şeref ve bahtiyarlık duyacağını'' söyledi. 

Bahçeli, şöyle konuştu:

''Ey ABD’nin Temsilciler Meclisi, ne anlatsak boş, ne söylesek yararsız. Ne biliyorsanız onu yapın, elinizden geleni ardınıza koymayın. Ülkü Ocakları’ndan şehit çıkar, gazi çıkar, kahraman çıkar, vatan ve millet sevdalısı çıkar, devlet ve siyaset adamı çıkar, sanatçı ve bilim insanı çıkar, velhasıl adam gibi adam, yiğitler yiğidi insan çıkar.

Bir tek çıkmayacak teröristtir, haindir, devlet ve millet düşmanıdır. Eğer ille de terörist arıyorlarsa, terör örgütü görmeye merak sarmışlarsa, onlara Pensilvanya’ya bakın diyeceğim, FETÖ’yü kurcalayın diyeceğim, PKK’ya, YPG’ye, DEAŞ’a odaklanın diyeceğim, velakin nafile, çünkü baktıkları yerde görecekleri yalnızca kendileri olacaktır.''

''Türkiye'de Kürt sorunu yoktur''

''Kürt sorunu'' tartışmalarına da değinen Bahçeli, şöyle konuştu:

''Zillet ittifakının ana ortaklarını ikaz ediyorum, sözde Kürt sorununu tartışmak demek, milleti tartışmak demektir. Milletin tartışılması devleti tartışmaya açmakla eşanlamlıdır.

Bu düşüncelerim ne bir vehmin, ne bir sendromun, ne de bir paranoyanın mahsulüdür. Binlerce yıllık insanlık tarihinin, yüzlerce yıllık milletler mücadelesinin, millet olmanın inceliklerine nüfuz edebilmiş yüksek bir fikriyatın, derin bir duyuşun ve milli tarihe vakıf olmanın eseri ve neticesidir. Bunlar benim şahsi fikrim değil, bin yıllık millet varlığının bu topraklarda tutunmak için, kanla, gözyaşıyla, çileyle bugüne aktardıkları stratejik mirasıdır.

Türkiye’de Kürt sorunu yoktur, Kürt kardeşlerimi sorun olarak gören CHP vardır, İP vardır, HDP vardır, köşesiz köşe yazarları vardır, karanlığın teşrifatçısı satılmış aydınlar vardır.

Türk milleti birdir, kardeştir, büyük bir ailedir. Bu büyük millet gerçeği, sadece Türkiye’yi değil, haksız bir yenilgiye uğramış soylu bir medeniyetin tüm coğrafyasını kucaklayan, onun onurunu, onun haysiyetini, meydan okuyan bir kahramanlıkla müdafaa eden güçlü bir irade şahikasıdır.

Emperyalizmin ürettiği yargılardan istifade edip çöküntü ve yozlaşmayı servis edenler, bunun mucitlerine selam duranlar Türk milletini, milli birlik ve dayanışma azmini kırmak isteyen kötülerdir. Bunlar milli bünyemizdeki ayrık otlarıdır. Bunlar manevi buhran ve mensubiyet felci geçiren kimliksiz ve köksüz cephedir.

HDP meşru organ değil, terörizmin gayri meşru oluşumudur. HDP’yi meşru görmek, Kılıçdaroğlu’nu bölücülüğün ve terörün vagonu yapacaktır. Meşruiyetin değerlendirilmesinde yegane ölçü Anayasa’nın çizdiği hukuki ve siyasi çerçevedir.''

''Türkiye'nin bölücülük ve terör sorunu vardır''

''Türkiye 37 yıldır milli varlığımızı hedef alan silahlı terör ve bölücülük sorunuyla mücadele halindedir. Terörle mücadelede çok ağır bedeller ödenmiştir'' diyen Bahçeli, 1984-2020 yılları arasında asker, polis, güvenlik korucuları olmak üzere 8 bin 123 güvenlik görevlisin şehit olduğunu, yaralanan güvenlik görevlisi sayısının 25 bine yaklaştığını, 6 bin 21 sivilin hayatını kaybettiğini söyledi. 

Bahçeli, terörün Türkiye'ye toplam maliyetinin 2 trilyon 256 milyar 48 milyon dolar olduğunu ifade ederek, bu parayla yapılabileceklere dair örnekler aktardı. Bahçeli, ''Türkiye’nin terör ve bölücülük sorunu vardır. Ve bu sorunlara neşter vurulmuş, cerrahi müdahalenin sonuna gelinmiştir. Renklerle tanımlanan listelerde isimleri bulunan terör elebaşları, nokta operasyonlarla imha edilmektedir. Bu devletten kaçamayacaklar, bu milletin cezasından kurtulamayacaklar'' dedi. 

Bahçeli, ''Erken seçim, seçimlerin öne çekilmesi, baskın seçim'' olmayacağını ve seçimlerin normal zamanında, 2023 yılının Haziran ayında yapılacağını da iddia etti.